• migren

    136.
    doktorlar beyaz peynir yemeyin diyor. gerçekten de bir ara çok yerdim ve o zamanlar çok ağrı çektim. yaklaşık bir senedir beyaz peynir yemedim. bence işe yaradı. yerine kaşar peynir yiyorum, migren yapmıyor. sanırım çok yorulmak da tetikliyor.
    ... angee
  • küçük üniversitelerdeki hocaların durumu

    ?.
    küçük üniversitelerdeki hocaların durumu maddi, manevi, psikolojik durumlarını, eğitim olanakları, eğitim koşulları ve yaşam koşullarını kapsar.
    bazı küçük üniversitelerdeki hocaların durumu gayet iyidir. maaşlarını tıkır tıkır alırlar, çalışma koşulları rahattır. ayrıca idareciler hocaların gelişmalerine (mastır, doktora) destek olur. zaten bu üniversiteler en yakın zamanda küçük üniversite konumundan sıyrılıp büyük üniversite haline gelecektir. ama diğer taraftan bazı küçük üniversiteler vardır ki küçük hesaplar peşinde koşar. bu üniversitelerde çalışanlar ben ilerde Ankara ya da istanbul'da çalışmayı planlıyorum derse dışlanırlar. hatta es kaza bu niyetlerini iş başvurusu sırasında dışa vururlarsa zaten hiç işe alınmazlar. çünkü ömürlerini bu üniversitede çürütmeye mecburdurlar. bu üniversitelere giriş vardır çıkış yoktur. ya benimsin ya toprağın mantığıyla iş görürler. sanki Türkiye'de hiç işsiz yoktur ve sizin gitmenizle oluşacak boşluğu asla ve asla kapatamazlar. Bu üniversitelerdeki idarecilerin psikolojisi o kadar bozuktur ki aslında tüm derslerinizi 3 güne sığdırabilecekken bilerek 5 güne yayarlar ki hafta sonu istanbul ya da Ankara'ya gidemeyin hep küçük şehir psikolojisinde kalın. Bunu yapmadaki bir başka amaçları da başka üniversitelerin iş sınavlarına girmenizi engellemektir. Hatta bu engelleme meselesinde o kadar ustadırlar ki falanca hoca olur da internette her hangi bir üniversitesinin ön elemesini geçtiğinizi görürse vay halinize. hemen hedefiniz olan üniversitedeki hocaya bir telefon eder ve hiç şansızın kalmamasını sağlar. siz de eliniz böğrünüz de kalırsınız. bitmedi olur da kazayla okutman falan olduysanız ve doktora yapmayı planlıyorsanız yapıp yapamayacağınız idarecinizin eğitim durumuna bağlıdır. Olur da idareciniz yüksek lisans mezunuysa ve dedikodu yapmak varken doktoraya vakit ayıramıcak durumdaysa size gıcık olur ve siz doktora yapamayın diye her türlü dolabı çevirir.
    -1 ... angee
  • funda mental ist

    ?.
    bitişik yazıldığında hökten dinci anlamına gelen sözcük. (bkz: fundamentalist)
    ... angee
  • yonca

    16.
    Dört yapraklı yoncanın herbir yaprağı farklı bir temayı simgeler.
    inanç (faith)
    Umut (hope)
    Aşk (love)
    Şans (Luck)
    Ayrıca gerçek bir dört yapraklı yoncanın dördüncü yaprağı her zaman diğer üç yapraktan küçüktür.
    1 ... angee
  • firarperest

    7.
    (bkz: #10502251)
    -1 ... angee
  • sevgilinin yalan söylediğini fark ettiğin an

    84.
    yalan söylendiği sırada yalan söylemesine takılmam da acaba yalan söylerken mimikleri nasıl, ne gibi hareketler yapıyor diye bakarım. soğukkanlı mı acaba, yoksa yalan söylediğini ele veren fiziksel tepkiler veriyor mu diye yüzünü ve tepkilerini incelerim. böylece eğer tekrar görüşme kararı alırsam bir daha ki yalanını kolayca anlarım. onun yanından ayrıldıktan sonra da yalanın beyaz yalan mı yoksa kaldırılmayacak bir yalan mı olduğuna karar veririm.
    1 ... angee
  • sözlük yazarlarının hayat felsefeleri

    634.
    ne ekersen onu biçersin ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
    what you give is what you get returned, nothing is what it seems.
    ... angee
  • bisikletten düşmek

    3.
    bisikletin freni patlaksa ve bisikletin sahibi size bu ayrıntıyı söylemeyi unuttuysa meydana gelecek olan olay.
    ... angee
  • yalnız olduğunu hatırlatan şeyler

    61.
    kapıyı anahtarla açmak, çekirdek yerken kabukların yerlere dökülmesini önemsememek.
    ... angee
  • isme göre meslek seçmek

    20.
    ben kumarbaz çıktım sözlük, babam hırsız, annem ve kız kardeşim hemşire, abim ise soytarı olmalıymış.
    2 ... angee
  • iki şehirde birden yaşamak

    ?.
    iki şehirde birden yaşayan insanların genelde işi başka şehirde, ailesi başka şehirdedir. bu nedenle iki şehir arasında mekik dokumak zorunda kalırlar. ilk iki sene bu durum insana hoş gelebilir ama sonrasında bayar. bir süre sonra otobüsteki muavinlerle ahbap olursunuz. hatta muavinler koltuk numaranızı tahmin edecek kadar ileriye bile gidebilirler. "Durun siz söylemeyin 33 numara değil mi? Ha ha ha." durum öyle bir hal alır ki artık yazıhaneden bilet almaya gıcık olursunuz ve biletlerinizi internetten almaya başlarsınız. zaman ilerledikçe bu iki şehirden birine, büyük ihtimalle, daha küçük olanına, sinir olursunuz ve oraya dönmek istemezsiniz. hatta güzel olan kıyafetlerinizi büyük şehirde tutarken, sevmediklerinizi küçük şehirdeki dolabınızda saklarsınız. iki şehirde hayat ne kadar uzarsa insan o kadar umutsuzluğa kapılır, acaba ben hiç yerleşemeyecek miyim diye düşünür. ayrıca boş yere harcanan bilet paraları ve extra ödenen elektrik, su v.b. faturalar da her şeyin üstüne tuz biber eker. bu nedenle bu duruma derhal son verilmelidir.
    1 ... angee
  • sözlük yazarlarının ilk cep telefonları

    44.
    nokia 5110. o zamanlar kaldığım yurtta odalarda priz yoktu. tuvalete bırakırdım şarj etmek için. çalıncak diye üç buçuk atardım. cep telefonu bayisi bile yoktu. ilk telefonumu oto galeriden satın aldım.
    ... angee
  • az kaşar metropol kızı vs masum bakire köylü kızı

    10.
    (bkz: köye kablo tv ve internet girdi kızlar bozuldu)
    1 ... angee
  • role play

    3.
    Yabancı dil öğretiminde kullanılan iletişim becerilerini (konuşma ve dinleme) geliştirmeyi hedefleyen tiyatral aktivitelerdir. öğrencilere kartlar (role cards) verilir ve bu kartlarda öğrencilerden yapmaları beklenenler yazılıdır. Mesela bir öğrenci doktor, diğeri hasta olabilir. Hasta olanın şikayeti kartta yazılıdır ve öğrencinin şikayetini yabancı dilde dile getirmesi beklenir. doktorda yine kartında yazanlardan yola çıkarak hastaya teşhis koyar ve tedavi için gerekenleri sıralar. bu tür aktivitelar dil öğrenmeyi daha anlamlı hale getirir. öğrenciler tüm sınıfa değil sadece partner ya da partnerlerine hitap ettiğinden ve role kendilerini kaptırdıklarından daha az heyecanlanırlar ve kendilerine güvenleri artar. ayrıca,role play sayesinde her bir öğrenciye düşen konuşma süresi uzar. çünkü her bir öğrenci 45 dakika içinde tüm sınıfa hitap etse her bir öğrenciye en fazla yaklaşık iki dakika düşer. oysa role play'de öğrenciler aynı anda partnerleriyle iletişim kurduklarından dili daha fazla kullanma imkanına sahip olurlar. öğrenciler role play sırasında birbirlerinin hatalarını düzeltir ve birbirlerinden öğrenirler. öğretmenlerse grupların arasında dolaşarak öğrencilerin Türkçe konuşup konuşmadığını, konudan sapıp sapmadığını ve dil bilgisi ve kelime hataları yapıp yapmadığını kontrol ederler. notlar alır ve dersin sonunda gruplara geri bildirim verir.
    1 ... angee
  • okutman

    12.
    instructor, lecturer. üniversitelerde yabancı dil, Türkçe, tarih, beden eğitimi ve bilgisayar gibi ortak ya da zorunlu dersleri yürütmek için görevlendirilirler. yabancı dil okutmanları dışındakilerin en azından yüksek lisans mezunu olması şarttır. fakat bu da yetmez kpds ve ales puanlarına göre bir ön elemeye tabi tutulurlar. eğer ön elemeyi geçebilirlerse yazılı ve sözlü bilim sınavı sonuçlarına göre işe elınırlar. araştırma görevlileri gibi akademik kariyer yapma zorunlulukları yoktur. isterlerse emekli olana kadar okutman olarak çalışabilirler.
    1 ... angee
  • zeki ve yakışıklı olup sevgilisi olmayan erkek

    57.
    bu erkek türü kız avlamaya uğraşmaz zaten. kızlar onu avlar, o istemese de. bu çapkın kızlarla en çok iki ay zaman geçirdikten sonra uyuşamadıklarını fark eder. kızlar ona çok bağlanmadan ve başını belaya sokmadan efendice yolunu ayırır. bu tür erkeklerin büyük ihtimalle evde abla ya da kız kardeşleri vardır. bu nedenle gerçekten ciddi değillerse ilişkiyi daha fazla uzatmazlar ve karşılarındaki kızlara karşı haince planlar kurmazlar. işlerine güçlerine bakarlar. yani bazıları tamamen iyi niyetten belli bir yaşa kadar sevgilisiz kalmayı tercih eder. (true story)
    ... angee
  • yazar beni anlatmış dedirten eserler

    13.
    kumral ada mavi tuna, becoming Jane ve a cinderella story.
    1 ... angee
  • present tense

    1.
    geniş zaman.
    1 ... angee
  • sevgiliyi ağlarken görmek

    37.
    bazen sahte olabilir göz yaşları. intikam almak için kullanılabilir. mesela bir erkek arkadaşım kendisini terk eden kızı ağlayarak tekrar sevgili olmaya ikna etmişti ve sonrasında kızı kendi terk etmişti. bu nedenle dikkatli olunuz.
    1 ... angee
  • bilingualizm

    2.
    bilingual olmak için her iki dili de ergenlikten önce, hatta çocukken öğrenmek gerekir. ayrıca, her iki dilde de telaffuzunuz dili ana dili olarak konuşanlar kadar iyi olmalıdır.
    ... angee
  • yeni şeyler getiriyorum